Ankara, gündüz Ankara, gece
10 Mart 2014

Şizofrenik Konuşmalar 22

Sabahtan beri durmadan ama aynı zamanda artmadan ve eksilmeden yağmur yağıyor. Şimdi bu durumu kendime bağlamak için güzel bir kaç söz sanatı yaparım belki. Siktir et ama, gerek yok hiç. Yağmurun benimle hiç bir alakası yok sonuçta. Söz sanatı uğraşı da kelimeleri esnetme çabasından öteye geçmeyecek bu yüzden.

Yağmur yağarken içime bir ağırlık çöküyor. Nasıl anlatsam, aç karna sabahın köründe, urfada ciğer yediğimde olmuştu mesela buna benzer bir his. Perdeyi çekip uzun bir uykuya dalmak istiyorum. Perdeyi de çekmek istediğime göre, uyku isteğimin yağmurla da alakası yok. Uyumak istiyorum sadece, yağmur yağsın ya da yağmasın.

Bütün bunların haricinde içimde bir ağırlık var. Biri çelme takmış, yere düşmüşüm. Dengesizim de zaten. Çelme takanın yaptığı suçu üstlenmek sadece. Başka biri de göğsüme basıyor ayaklarıyla. Nefes almakta zorlanıyorum. Hırıltı gibi bir ses duyuyorum derin nefes almaya kalksam. Camelin sebep olduğu bir durum da olabilir aslında bu. Neticede sevdiğim herşey ve hatta bizatihi sevgim zararlıymış benim..