Ankara, gündüz Ankara, gece
30 Haziran 2014

Kayalık

Güzel geçen bir kaç ömür
Bir kaç gün
Ve de bir kaç saat

Güzel kadınların güzel sesleri olmaz
Güzeldir sarılmak bir kadına
Çirkin bir kaç sözden

Bozulur kafiyeler sayılarım karışır
Toprak mı yaşamak koşmak mı ölmek
Ve de günah sevdiğinle şarap içmemek

Hızlı gidilir kaldırımdan işlek yolda yavaşlanır
Dondurma soğukta yenir
Sol sağdadır sağ da solda karşındaki için

Ben seni severim toprak renginde
Kayalar yontulur damar damar
Sevmek zamanında
Aşk anında
Hafif bir meltem gibi Kaya tozu rüzgarı
Dokunmak yarattı tenine o eşsiz duyguları

Uyurken soğur toprak tenin çorak topraktır
Dalga dalga yarılır bir ağız dolusu sıcak su
Kayatozu serpilir nefesimden yarıklarının arasına
Saçların çıkıverir yarıklarından toprağının

Arpacık çıkar gözünde uyanıkken
Bu bir kandırmaca da olabilir
Gözlerin hiç açılmamıştır belki
Bu güzel koku Yaseminden hep
Dalından koptuktan sonra güzelleşen gülün anısına

Şiir yazmalara doyamaz o şair
Kader yazmadan duramaz o Tanrı
Örtüsünü yazmadan oturur yere adam
Ve bütün bunlar yitmeden
Ve ayrılıp gitmeden
İşteş sevmelere hasret
Oksijenini tüketerek daha da hızlanan bir melodiyle
Orta yerinde es giren bir operanın eşliğinde
Bir mağaranın, akustiğinde