Ankara, gündüz Ankara, gece
7 Şubat 2014

Şizofrenik Konuşmalar 9

Şimdi hangi mevsimin habercisi bu karanlık. Rüzgarlar ve yağmur neyi anlatmaya çalışıyor bana. Arada bir doğan güneşin bizimle alakası olmadığını söyleyeceksin sorsam. Susuyorum..

Bir kışı bile atlatamadık. Ne olacaktı ki atlatsak. İlk bahar, kuş sesleri, dalgalı bir deniz, bank, ikimiz.. Hepsi bu. Vapur sesi de eklerim istersen.

Ne olacaktı sabaha çıksak. Güneş benim yüzüme doğardı belki teninden sekerek. Güneşliği bu kadar istikrarlı bir şekilde kapalı tutmazdım o zaman. Sevdiğini söyleyemezdin ama sen, biliyorum. Sesin çıkmıyor sabahları..

Ne olacaktı ki cesur olsan. İki korsan gibi kafa tutardık medeniyete. Çalardık insanların ganimetlerini savaşarak. Ganimet derken hüzünleri, üzüntüleri ve nefretleri diyorum, anlıyorsun. Ki ustalaştık artık başkalarının atıklarını koyduğu sandıkları açıp zehirlenmeye. Aslında itirazım da yok buna. Korsan kuralıdır; savaşacak cesaretin kalmadığında ölürsün..