Şizofrenik Konuşmalar 8
İnsanlar var etrafımda şu an. Konuşuyorlar galiba. Sadece uğultu duyuyorum. Gülüyorlar da üstelik. Ne saçma.. Gülünecek ne var. Bütün iyiler, güzeller sona mahkumken ileri görüşlü olmakla övünen insanların gülmesi midemi bulandırıyor..
Dışarıda belli belirsiz güneş. Işıklarını tüm gece çalışmış fahişenin yorgunluğunda saçıyor. Işığın griden yansıması gibi her şey. Ne karanlık, kaybolmama bahane olsun, ne de beyaz, yolumu görebileyim..
Şarkılar söylüyorum içimden. İçime doğru olan ses bile kötü geliyor kulaklarıma. Melodiyi tutturamayan, sık sık detone olan bir iç ses. Sonuç olarak da susuyorum. Sessiz, sahra gibi içim. Kum taneleri milyonlarca, birleştirip şekil veremediğim. Rüzgarlar sert, rüzgarlar soğuk ve kum gibi paramparça içim..
Zaman geçmiyor. Yelkovan akreple ateşli bir kavgaya tutuşmuş belli. Saniyeler sebebi belki. Bilmiyorum. Sabaha barışırlar umarım. Ya barışmazlarsa?
Boğazım çok kuru. İçtiğim sigaradan - anadolu aldım bugün - olabilir. Çok fazla yorulduğumdan ya da susmalardan uzun uzun. Ya dası yok hiçbir şeyin. Gelip geçici, güvenilmez, can yakıcı ama kesin..
Ben değilim güvenilmez olan, gökyüzü. Gündüz güneşli iken akşam fırtına ayaz. Denizler, mevsime göre sıcaklığını değiştirip, aya göre dalga üretecek kadar iki yüzlüler. Lunaparklar, çok eğlence vaat edip çok fazla para istiyor, az eğlence sunuyor. Ben değilim güvenilmez olan, insanlar..