Şizofrenik Konuşmalar 18
bazen gelsin istersin ama hiç gitmesin. gelsin mesela şöyle bulutların güneşin önünü kestiği bir perşembe akşamı, ama kalsın tutuluncaya kadar güneş. kuraklık bitince yeryüzünde, yıldızlar sönünce gitsin gidecekse de.
gelsin görsün ne haldesin, nerdesin. nefes alışını, aldığın nefesin ciğerlerine doluşunu, sigara yakışını, yaktığın sigaranın küle dönüşünü görsün ve bu yüzden gitmesin.
gelsin, duysun neyin var, niye bu karanlık, bu hüzün. derdini anlat bir solukta ama dinlesin o, saatlerce ve saatlerce. teselli etmesin seni, seviyorum falan da demesin, büyük bir sessizlikle dinlesin.
gelsin, tatsın demlenmekten yani aslında geç kalmaktan dolayı acıyan çayın tadını senin yanında. anlasın geç kalınca ne olurmuş, geç kalmak nasıl tadını kaçırırmış çayın, yani tüm güzelliklerin.
gelsin, soru sormasın, sorulacak soruların zamana ait olduğunu ve o zamanın çoktan geçmiş olduğunu, o soruların da çay gibi acıdığını ve hatta zamanla insanların dahi acıdığını, acılaştığını veya ona veya bana veya her hangi birine acıdığını hissetsin.
gelsin ama hiç gitmesin. zamanla acırsa da yeni bir çay demlesin..