Ankara, gündüz Ankara, gece
16 Mart 2014

Şizofrenik Konuşmalar 24

herkes sonunda aynı şeyi söylüyor. benden beklenmeyeni yapmışım ya da bekleneni yani yapmam gerekeni yapmamışım. anlamadığım şu, benden beklentiyi bu kadar yüksek yapan ne ki. hepi topu ikinci gençliğinde, yaşlılığına az kalmış, biraz yaşlanmış ama çok yaşlanmamış zihniyle iyi şeyler yapmak için çabalayan, bir yandan çabalarının karşılığını alamayan bir yandan da çabalamaya yine de deyip devam eden, hayal kurmak için fazla malzemeye ihtiyaç duymayan, yani kerpiç bir ev için kerpiçe ihtiyaç bile duymayan, biraz ukala, biraz çok bilmiş ama hep hayal kuran, hayalperest biriyim.

ama gel gör ki, insanlar beni çok iyi gördüklerinden ya da bir kaç kez bir kaç şeyi doğru yapmış olmamdan ötürü benden hep iyi şeyleri yapmamı bekliyorlar. ne saçma. aranızda en çok olmasa da bir çoğunuzdan çok tökezleyen ben, tökezlediğimde kimse görmesin diye uğraşmıştım uzun zaman. ondan ötürü galiba. yoksa makul bir açıklaması olmuyor. benim bu her şeye makul açıklama uğraşım bile, insanların benden hep doğruyu, ama kendilerine göre doğruyu beklemelerinden daha makul.

tabi bu serzeniş, kadere isyan değil. öyle algılamamalısın Tanrım. tamam yaşadıklarıma isyan ediyorum ve Sen bunları yaşamama izin veriyorsun, doğru. ama bunları yaşamamak için verdiğim mücadele de Seni mutlu etmeli. Senin yazdığın kaderi yaşayacaksak ve hiç bir şey bunu değiştiremiyorsa, gerçekten böyleyse, bir işaret gönder de kahrolmayı bırakayım. yoksa nefes almak dahi gittikçe güçleşiyor. bahar daha da yaklaşsa da güneş daha çok üşütüyor beni. rüzgarlar ciğerime işliyor. ölüyorum diyeceğim, kader diyecekler. Tanrım, yaşayamıyorum..