Ankara, gündüz Ankara, gece
24 Aralık 2015

İtirafname

I.
Çok okudum
Çok gördüm
Ağlayan bir bebeğin gözyaşlarıydı
Köşebaşında sıkılan kurşunun yankısı
Beyaz hep vardı
Duruluğu getirdim beğenmemek için

Olmayan bir şiire ölmeyen bir şair olmayı seçti sayın Madak
“beni sütyen askısıyla asın”dı vasiyeti
Ona emanetti sevmek, taşıyordu da çiçekli kapaklarda(n)
Bense sattım onu afrikalı bir insan tacirine

Ticaretten nasibini almış biriyim artık
itirafname koydum bu şiirin adını
Denklik verirse bana Yaradan
bütün derslerimi vereceğim
Allah’a şükür yaşıyorum da
Çok şükredemedim varlığa

“sana bakmak Allah’a inanmaktır” diyordu sağcıların sevmediği şair
“en’el hak” diyordu sağcıların çok bilmediği alim
Hangisine inanmayı seçiyorum
Seviyorum

Yalan söylüyor bana annem
Geçer diyor
“Kal demiyor söz vermiş susuyor
Kelimeler düşmüyor içinde salınıyor”

Yeni sözler veriyorum, diyorum ki ölmeyecek artık izmir açıklarında 3 yaşındaki çocuk
Boyumu aşmış söz, boyunu aşmış çocuğun su
Susamıyorum
Anlama beni,

Düşler ülkesinin çocuklarını doğuyorum erkek halimle
Düştüm
düşüyorum

II.
adli tabibim ben artık, katil olduğumdan beri
öldürdüm ve öldürüyorum
ay oldu öldüreli
ölümümü inceliyorum

niye öldürdün diye soruyor yargıç
o da ben
yargılıyorum kendimi halka açık bir mahkeme salonunda
oturunuz ziyaretçiler reis çıkacak
öldürdüm, öldüm, hükmüm ölüm

ilk celse henüz başlamadı

III.
Tekerrür eden tarihim ben

IV.
Nasıl söylesem yanlış yaptığımı,
ikinci el bir doğruydum
İkinci el inci idi incil değil
senin elin değdi doğruldum
Doğru olan haktı, hakkı baki bildim.
İnandım.

Eteğini çektin neyse de
elini çektin
yanlış oldum

Kabul