Şizofrenik Konuşmalar 47
Kafasını kaldırsa beni görecek, benden kalan yerde benden arta kalan sevmelerini. Sevmedikleri hep arkasında kaldı, çok arkasında. Bir batığa karıştı ve daha önce de ona hitaben dediğim gibi bıraksa başkalarının ölü ganimetlerini toplamayı. Kokuşmamışsa da yosun tutmuş tüm prangalarından kultulsa.
Dursa bir nefes alsa, aldığı nefesin toprağın suyu emmesi gibi tüm hücrelerine hayat verdiğini hissetse, nefes almasına ne kadar çok insanın ihtiyacı olduğunu görse. İhtiyaç mı? Kesinlikle öyle.
Doğrultsa parmağını göğe, ne kadar yakınız bu kış akşamı yıldızlara, işte şurası samanyolu.
Kulağını kabartsa da duysa dünyanın bütün ezgilerinin kalp atışlarından yankılandığını, altı çizilecek bütün şiirlerin sesli okunduğunu.
ah bir sevse yaşamayı, yaşamak ki önünde diz çöktürür tüm ölülere.
Geçmiş zaman ile şimdiki zamanın (-yor -du) birlikte kullanılabileceğini söylediğinde ilk okuldaki türkçe hocam saçma gelmişti bana. Verdiği ödevleri bile belki de bu yüzden yapmadığım o kadının yaşanmışlığı dahi yokken hayatlarımızda, saçlarımdaki beyazlar henüz sadece ukalalık katarken bana, öyle ya doğarken dokunduğumuz ve henüz kapanmamışken küstüm çiçeği bile… Hele bir dur. Dur da çiçekleri topraklarına kavuşturalım, çiçeklere dokunalım.