Şizofrenik Konuşmalar 51
Haydi hep beraber susalım.
Dokunmayalım gömleğimizin düğmelerine, boğsun bizi gömleğin boğazı.
Nefes alalım vermeyelim, kirletelim içimizde havayı, ziyan olsun.
Boyama kitapları alıp, bulutları koyu gri yapalım.
Gelin birlikte duralım otoyolun ortasında.
Kol kola girmeyelim, en öndekine çarpsın mavi şavrole.
Kırmızı bulansın üzerimiz, öyle ya kırmızıya hasretiz.
Kalem taşıyalım cebimizde hepimiz, çıkmayacak imzalar atalım gönüllere, kara kalem, kara sevda, kara tabut, kara kefen.
Ben öldüğümde kahverengi bir kefen istiyorum, boyu da yedi değil sekiz metre olsun.
Maksat gıcıklık değil, maksatsızlık.
Her geçen gün nasıl ölmek istediğim konusunda fikir değiştiriyorum. Daha dün havasızlıktan ölmek güzel görünüyordu, bugün boğulmak. Yarın belki de ölmek istemem. Belki de sadece ölmek isterim, nasıl olduğunun bir önemi olmadığı şekliyle.
Her saniye nasıl sevmek diyorum kendime, sevdiğini nasıl söylemek.
Bazen mantığım bazen de mantıksızlığım ile karar veriyorum. Kalp nerede? Söylesene Gazali. Şarap şişesi mi, göğüs kafesi mi? Bir yerimi kestiğimde kesiğin içinde atan mı kalp? Mantığımda mı aramalıyım, mantıksızlığımda mı?
Yağmurda üzerimden yere düşen su damlası mı aldı götürdü benden. Neyi kaybettiğimi bulsam nasıl kaybettiğimi söyleyeceğim. O zaman kazandığımı sahip olduğum sanmaktan vazgeçeceğim. Sahip olmaktan vazgeçip tüm mülkiyet fikirlerine kapatmak mı doğru gerçekten kendimi.
Sonuna virgül konmuş bir paragraf gibi hissediyorum. Gideceği yer çok sanırsın da aslında ilk bir kaç kelime çözmeye yetermiş gibi.