Ankara, gündüz Ankara, gece
22 Ekim 2015

Şizofrenik Konuşmalar 52

Sigarasını çıkardı paketinden. İnceden bir yağmur yağsa bunu katlanılabilir bulurdu ama o kadar biçimsiz ve şekilsiz yağıyordu ki yağmur ve pusluydu gökyüzü. Ağzına götürdüğünde ıslanacağını biliyordu tütünün. Sol elini arka cebine doğru uzattı. Sarı elli kuruşluk çakmağını çıkardı. Yaktı sigarasını. Hastanenin acil girişinin hemen önünden geçiyordu. Siren sesi çınlıyordu kulaklarında.
Yoğun bir iş günü değildi. Yorgun bir düş günüydü. Üzerindeki takım elbisenin pantolonu çok ütülememesi ve çok kuru temizlemeye vermemesine ve hatta çok giymemesine rağmen ütü izi ile doluydu. Ürünü sanki kendisi üretmiş gibi her şeyini bilen bir edayla satan adamdan uygun bir fiyata almıştı. Fiyatının karşılığını vermişti belki de. Alalı bir yıl olmuştu takım elbiseyi ve işi gereği her gün takım elbise giyiyordu. Dolayısıyla çok giymediği düşüncesi yeni düşünceleri ile çelişti bir anda. Beyaz bir gömlek vardı üzerinde. Sabah ütülüydü ama akşam ütüsü kalmıyordu. Hayat gibiydi. Sabah düzeliyordu, akşam bozuluyordu.