Ölü Adamın Bahçesi - 7
(hatırlanılması için güzel bir şarkı bırakacağım buraya)
Koca bir çaydanlık, bardağın büyüklüğüne göre değişecek ama her halükarda çok kişiye yetecek miktarda çay demledim. İki kişilik çay demledim.
Şimdi oturuyorum, bir yanım içeride koltuğa uzanmış, ayağını kırmış her gün bildiği yolda her gün bildiği adımlarla yürürken, düştüğünde. Acı için ilaç yazılmışsa da içeli cok olmuş içerideki yanımın o ilacı. Tok karna, bir bardak suyla. O yanım içeride uzanıyor.
Diğer yanım L koltukta onun basına gelecek şekilde başı, uzanmış, sigarasını yakmış, ki oturma odasında sigara içmek yasaktır uzanırken. Tavana bakıyor, tavanın, ışığın olmadığı bir yerde yıldızların dans edişini çok iyi cekilmiş bir müzikal filmi gibi anlattığını düşünürken tam, ayagı kırık yanım diyor ki, çok güzel koktu sigara, bana versene. Ben bana sigara uzatıyorum.
Çok kişilik çay demledim, bir basıma içiyorum. Kitap okuyorum bir de mutfak masasında, mutfağımda masa yok ama sandalye var. Masasız sandalye oluyor ama sandalyesiz masa olmuyor. O yüzden emin bir şekilde diyebilirim ki önce sandalye icat edildi. Ne güzel cümleler kurulabiliyor kelimelerle.
“Önce aşk vardır. Hatırlamak da acı çekmek de sevgilimize vereceğimiz çiçeğin fotosentezi de sonra başlar. ”