Ölü Adamın Bahçesi - 12
Aklımda çok soru var sana sormalık, gittikçe de artıyor. Kimileri peydah oluyor sustuklarından, kimileri olası cevaplarınla şekillenecek, kimileri de var gücüyle söylediklerine tutunuyor, ha düştü ha düşecek.
Ama biliyorum, alfabetik sırayla sorsam sana bu soruları, ilk üç soruyu cevaplamayacak, dört ve beşi yanlış anlayacak, altıyı sonra cevaplarım diye atlayıp süreyi kaçıracaksın. Sonraki soruları da ben sormaya cesaret edemeyeceğim zaten. Nereden mi biliyorum, bu soruları ben doğurdum. Anneler bilir.
Sorulmayan sorular nereye gider? Nereye kaldırabilirim onları? Nereye koyarsam, nefesin yaklaştığında tenime üzerlerindeki tozlar uçuşmaz? Sormayacağım sorular bankası. Bütün hayal kırıklıklarında bulabilirsiniz. İkibinyirmiüçün metropollerde en çok satan kitabı.
Yorgunluk nasıl geçer? Bir metro koltuğunda kucağında küçük, yanında büyük cocuğu, birlikte uyuyan üç kişilik ailedeki o kadının aksam yemeği yapması. O yorgunluk nereye gider?
Ayak tabanları niye üşür? Ayak tabanlarım üşüyor en çok, o zaman anlıyorum yürümem gerektiğini.
Uykular hangi istikamete kaçar ve hangi hızda koşarlar? Geceleri söylemediklerim, yarım kalan cümleler kovalıyor uykularımı. Şu anda yataktan kalkıp sigara yakarsam, bu bahsi onlar kazanmış olacak.
Çaresiz hissetmek için derdini bilmek gerekir mi? Her derdin çaresi var baksan. Böyle derdin çünkü, inanıyorum. Derdim yok ama çaresiz hissediyorum.
Ego mastürbasyonu beyin hücrelerinizi öldürür mü? Sahiden öldürmüyor mu?
Yıllar geçtikçe sevgi, dayak yemiş çocuklar misali uslanır mı? Daha olgunsun artık, öyle davran kalbim.