Ankara, gündüz Ankara, gece
1 Nisan 2023

Ölü Adamın Bahçesi - 13

Ne zaman bıraktı acılar kuyruklarıyla içimdeki kağıttan kuleleri yıkmayı, bilmiyorum. Nefes alırken boğazımda sadece düğümlenmeye yarayan o noktayı hissetmiyorum artık. Olması gereken ile girdiği kaybedilmeye mahkum mücadeleyi düşler kazanıyor.

Muhafazakar yanım çekiyor beni olduğum yere doğru var gücüyle. Bildiğim ve alıştığım, ki alışmak için çok az zamana ihtiyaç duyuyorum. Dışarıdan ne kadar zor görünse de, zoru da kabullenmiştim. Ama şeylerin tabiatında zaman mefhumu insanlığa aykırı olduğundan yalpalamaya başladım.

Sakinliğimi ilaçlara bağlıyorum aslında. Çünkü geceleri sakinliğim kayboluyor, sokağın bir ucundan duyduğum bir kedi sesiyle kilometreler aşabiliyor düşüncelerim, hayalini kurduğum anın içinde şekilleniyor kalp atışlarım. Neyin iyi neyin kötü olduğuna kim karar veriyor.

Aslında oldu sayılır. Ben oldum. Olmam, var olmamın ötesinde bir anlam ifade ediyor. Canım yandı, acıdı içim, ben acımadım. Koştum, belki de kaçtım. Çemberi çizdim. kendimi buldum, ne saçma. İnsan kendinden kaçıp kendini bulabiliyor. Aslında olan bedenimi bir emanetçiye bırakıp, özümden o daha “önüm arkam sağım solum” demeden saklanmaktı. Ruhumun önü arkası sağı solu. Ne saçma. Bedenim yeni bir evrene emanet. Bakın, burada kayboldum.

Bir kainatın tasviri, ne saçma. Çok dolu, ben eksik, ama ben orada, hiçbir şey yok, hiç kimse, ses, seda, kullanılıp atılmış hayatlar, ağlayan insanlar, daha çok ağlayanlar, hıçkırarak ağlayanlar, geçmişini arayanlar, yaşamayanlar, hiç yaşamayacak olanlar. Hepsi birbirinin her şeyi, hiçbir şeyi, eşleri ve yalnızlığı, laneti..

Sordum: “Neden ağlıyorsun?’” Duyulmadı sesim. Sonsuzluğun duvarlarına çarptı, yankılandı ama hiç duyulmadı. Delirmiş gibiydi biri. Konuşuyordu. Durmadan. Soluklanmadan. Her çığlığı eziyordu önüne çıkan. Bekledim. Boşluğa konuşuyor fakat birine anlatıyor gibiydi. Kulak verdim. Başını iki elinin arasına almış sızlanıp duruyordu; “Keşkelerim” , sesler yükseldi bir anda. Biraz ileride toplanmış bir koro, son bir şarkı söylüyor gibiydi.”Keşkelerim, ben pişmanlığın vücut bulmuş haliyim. Ve keşkelerim…”

Şimdi oldu işte. Şimdi ben oldum. Sakin bir ıslıkla tüm korkularımı savuşturdum. Alice’in harikalar diyarında da yaşıyordum. Ama işte şimdi de yaşıyorum. O diyar benim, o diyar ben’im.

Bir illuzyondu belki de, bir ufak sihirdi… Ben beni tanıyamamıştım, benimle birlikte bütün insanları da, ve hala tanışmak, tanımak, tanıdığını sanmak ve tanıyamamak cümleleriyle karışık kafam. Dayanmalısın, sabah dokuzda içeceksin ilacını. Dokuzotuzda en geç, sakinliğine erişeceksin.