Ölü Adamın Bahçesi - 14
“Yüzyıl sonra bugün yaşayan hiçbir anne, hiçbir sevgili, hiçbir bebek, hiçbir bıldırcın, hiçbir balina, hiçbir örümcek, hiçbir aslan, hiçbir ceylan, hiçbir yılan var olmayacak. Ayrı bir kardeşlik kanıtı değil mi bu? Hayat kanıtı. Birbirimizin her yönden çağdaşıyız.”
Olur, sadece yaşayalım. Ne’yi biliyorum aslında kendime dair. Nasıl’ı merak ediyorum. Söylemiyorlar da. Sana sığınacağım bu tecrübesizliğimden, sen bilensin.
Bazen sakinliğim beni tedirgin ediyor. Şimdi ben kimim sorusuna her zaman verdiğim, içerde kahkahaya, yüzde tebessüme sebep cevaplarım beni tedirgin ediyor.
Çok konuşuyorum. Kendimle kurduğum diyaloglarda bir sorun yaratmıyor bu. Başka konuşmayanlara denk gelirsem, ben söylüyorum, ben dinliyorum çoğunlukla kendi söylediklerimi. Karşı taraf başıyla onaylıyor beni ya da göz deviriyor. İnanmıyor.
Geleceğe hiçbir zaman emin adımlarla yürüyen biri olmadım. Hep çarpıklık var ileriye olan adımlarımda, kendini bilmezlik. Dünyanın yükü omzumda diyenleri geç de olsa anladım. Şarkılarda iyelik eklerini yanlış anlamama benzermiş olan biten. Dünyamın yükü imiş omzumdaki. Acziyetimin farkına varıyorum.
Hayatımda birşey eksik hissediyorum. Başkasının varı mı noksanım, nerede aramalıyım? Hep mi kalacak böyle, yola çıkanın yolda bulduğu mu, yolda olmak ile ruhumun umduğu mu?
Hadi noksan canımı sıkıyor. Peki ya orada, beynimin bir yerinde, milyon bağlantısı olan sinir hücrelerimin bağlarında saklı olanlar, var olanlar, güzel olanlar? Onlar niye yük? Mutlu eden hatıralar niye can yakıyor?
Bütün bu olan biteni fark ettiğimde çok tanıdık gelen fakat hiç tanımadığım birinin yanındaydım. Onun yüzü iyi geldi bana. Yüz defa görmeliyim. Ve bir de “neyin var” demesi, “iyiyim ben” deyişimi kulak arkası edişi.
Ellerim titriyor, kirlendim.. Kim temizleyecek beni? Ya da ne? Veyahut nasıl?
Kendime yetemeyecek kadar yalnızlaşmıştım ve işin garibi bu yalnızlık hoşuma gidiyordu. Nefesim sıkıştı bir an, bacaklarım güçsüzleşti. Hissediyordum. Rakı iyi geliyordu. Rakı yudum yudum bana geliyordu. Soğuktan değildi bu ürpermeler, iyi biliyordum. Ama sorsalar neyi bildiğimi ben de bilmiyordum.. Hoş, soracak kimsem de yoktu zaten. Tanımadıklarımdan başka..
Birazcık üzülsem, “hep kahır” dinlesem, evimin yokuşunu tırmansam nefesim kesilmeden ve sigara içebilsem. Sabahtan akşama aç kalıp, susuz kalıp, terketse sevda beni. Her şey düzelecek sanki.
Saklandım ama sobelenmeye de hazırım, günahlarımı karnımdaki keseye koydum. Hadi bulsan ya beni.
Sussam mı artık, gönül de razı.