Ankara, gündüz Ankara, gece
29 Mayıs 2023

Tekrarlar

On gün daha geçti. Onluk sistemde yazıyorum, hesaplama yapar gibi. Topluyorum acılarımı, elde var bir, sıfır ekle sonuna. Üçüncü tekil şahsı kaybetmiş gibi, O diyorum hep, aslında ben. Yönelme eki ekliyorum, teşekkürler Şule Hocam, Türkçe dil bilgim hala yerinde. Ona diyorum, onu diyorum, ismini ansam ya da benim için ne anlam ifade ettiğini gösterir tek kelimeyi kullansam boğazımda bir düğüm.

Israrla kendini tutma diyorlar, beni mi önemsiyorlar bilmiyorum, muhtemelen öyle. Ben ise acımı önemsiyorum. Tutmasam, gider acım, onun acısı, onun yadigarı. Yaşatmak da zaten bu değil mi? Güzel anıları hatırlayıp gülüyorum, çirkinleri anımsayıp kaş çatıyorum, bu yaşta alnımda çizgiler oluşacak bu yüzden, vakti de gelmişti zaten kaybetmenin. Kendimi anlama çabası içerisinde de değilim bir süredir.

Bundan çok değil yedi sekiz ay öncesinde çok benzer bir yerindeydim hayatın. Aynı yataktaydım. Aynı çaresizlikte. Uykusuz, uyumaya korkar. Çok sessiz, kulağı koridorda, adım seslerinde. Ya gelirse diye. Gözüm tavanda, olur da penceremden odaya ışığı vurursa geçecek arabanın gölgelerde anlam arar bir halde. Yalnız. Çok yalnız.

Şimdi biriyle paylaşmaya çalışsam bile o sessizliği, şen şakrak görünmekten alıkoyamıyorum kendimi. Öyle miyim. Evet birileri bakarken yüzüme, gözüme. Evet. Biriyle konuştum rüyamda, tanıdık ama hayatımda olamayanla. Bana bıçak hediye etti. Güzelmiş anlamı. Sabah uyandım, anlatamadım hikayeyi. Anlattım sonra. Sessizlik. Soran olmadı iyi misin diye. O sorsa iyiyim derdim. Değildim.

Anlaşılmak istiyorum her canlı gibi. Herkes kendisi, ben üçüncü tekil şahıs, kaybedilmiş. Herkes güzel güzel çekiyor fiilleri, ben diyor sen diyor, çoğalıyor biz oluyor, siz diyorlar onlara. Bir ben eksiz, sade. Çıkacağım bu girdaptan, güzel bir resim asacağım çalışma odamın duvarına. Ya da masaya bir çerçeve koyacağım. Ahşap, dikine çizgili, içinde eski bir fotoğraf. Bir anı, bir his, belki geçen yılları sıkıştıracağım. Üzerimden kırmızı mavi ve yeşil desenli bir on yılı çıkartıp, cahilliğime güzel güzel bakacağım.

Cahilliğimin azalması, tecrübelerimin artması, sevmeyi öğrenmem ve kavga etmeyi. Aldatmayı kendimi, seviyor diyerek. Bir fotoğraf çerçevesine kendimi koyup bir çiviyle duvara asacağım on yılımı. Ders çıkaramam geçmişten, yapamam benim olmayanı yanımda. Konuşturamam susturduğum düşüncelerimi, bakamam görmediklerime. Bugün sadece çerçeve, ben ve çalışmama masam birlikte şarkı dinleyerek eşlik edeceğiz içimizden. Güzel sesi olanlar, sustular.