İyi ki..
Bu satırları yalnızca sen oku istiyorum. Öyle ki, düşünmeyeyim dahi, haberi olmasın beynimin kıvrımlarının. Kıvrım deyince yüzü kızaran bir ben, senden kalanlar.. sustum.
Her şeyim oluyorsun sen benim. O kadar her şeyim ki, bir ara hiçbir şeyim olabileceğine bile inanmam şaşırtıyor beni. Rüyama girip sayıklamışım seni. Ne halde gördüm, nasıl gülümsedin hatırlamıyorum. Bu, senin en güzel anına en sarhoş halimle denk gelip, sabahına hiçbir şeyi netleştirememenin o sızlatan acısını veriyor bana.
Cuma günüyle özdeşleşti seni düşlemek. Gecenin bu saatlerinde, tam da cumaya girmişken, benzetmelerime bir cuma yenisi daha ekleniyor. Yoldasın. Uzun bir yol, en azından buradan bakınca nefesim yettiği kadar. Ben direksiyondayım. Sol şeritte kaptırmışım gidiyorum. Sen sağ tarafta olduğunu bildiğim, beni hep sakinleştiren mavilik. Solum akıp giden yeşil. Ben ikisinin ortasında, direksiyonda, sana doğru hızla akan kırmızı. Her cuma, bir hayal.
Ama hayallerin de bir hız sınırı var, eninde sonunda gerçeğin radarına takılıyorsun. O yeşiller, maviler ve hızla akan kırmızılar yerini usulca odanın durağanlığına bırakıyor. İniyorum arabadan; o uzun yoldan kendi içime, sınırlarını çok iyi bildiğim o odalara yürüyorum. Bir hüzün ya da vazgeçiş değil bu durağanlık, yoldan masaya uzanan o tanıdık mesafede soluklanmak sadece sevgilim.
Şu aralar çok yokum ben biliyorsun. Ben bile biliyorum. Ama sen varsın. Ben azım, dört duvara yetecek miyim bilmiyorum. Sen çoğaltansın. Ben rakının dibiyim, sen anason kokusu nefesimde. Dünyanın kafası güzel ama yerinde, tüm dostlar ortaya karışık.
Bildiğim az, ama net. Sen hayatımda dolmayacak bir boşluk bırakmamaya niyetli. Kutlu olalım sevgilim. Tanrı önümüze senin kadar güzel bir yol sunsun. Mümkünse bu, pazarlık da yaparım kader ile. Gözümü kırpmadan hem de. İyi ki!