Sarmal
Tohum.
Öz, en küçük halinde en tam halindedir. Tohum ağacın özeti değildir, ağacın tamamıdır; sıkıştırılmış değil, henüz açılmamış. Hiçbir şeye benzemez ve her şey ona borçludur. Kabuğuna bakan, içindeki ormanı göremez; görememek bakanın kusurudur, tohumun sırrı değil.
İnsanda da öz böyle başlar; çocukluk, aklın tohum halidir. Çocuk akılsız değildir; aklı henüz açılmamış olandır. İlk soru, kabuğun ilk çatlağıdır - ve çocuk sorar, durmadan sorar, çünkü çatlamak tohumun tek bildiği iştir. Sormak ve sorgulamak, kabuklarını çatlatmaya varır.
Filiz.
Tohum önce toprağı değil, kendini yarar. Her doğum bir iç yarılmayla başlar; dışarıya çıkan, önce kendinden çıkmıştır. Filiz karanlıkta yukarıyı bilir; ışığı hiç görmemiştir ve ışığa doğrudur. Buna içgüdü demek kolaydır; ben akıl demeyi öneriyorum - akıl, görmediğine doğru yön tutturabilmektir, gördüğünü saymak değil. Özgürlük de burada yanlış anlaşılır. Özgürlük yön bolluğu sanılır; oysa filiz tek yöne mecburdur ve mecburiyetini üstlenmiş tek mecbur olduğu için özgürdür. Her yöne büyüyebilen, hiçbir yere varamaz. Özgür insan, seçeneği çok olan değil, mecburiyetini kendi sesiyle söyleyebilendir.
Tomurcuk.
Kapalı yumruk. Vaat hali. Vaat: henüz olmamışın şimdiden verdiği söz. Tomurcuk güzeldir çünkü hiçbir şey göstermez ama kapsar ve de her şeyi gösterecektir. Aklın da bir tomurcuk evresi vardır; kanaatten önceki tereddüt. Tereddüt zayıflık sayılır; oysa yumruğun sıkılı durmasıdır, vaktinden önce açılmamak için. Vaktinden önce açılan tomurcuğu bahçıvan değil, takvim cezalandırır.
Çiçek.
Ve yumruk açılır. Tomurcuk, çiçek açtığı an kaybolur; çiçek, tomurcuğu yalanlar. Renk ve koku, özün israfı gibi görünür - bu kadar cömertlik ne akıl işidir denir. Tam tersidir; çiçek, bitkinin en hesaplı işidir; arıyı çağırmak için açılmış bir davettir, coşkusu hesabından güzeldir diye hesapsız sanılır.
Tutku ile akıl karşıt sayılır bazen; değildir. Tutku, aklın en yüksek hızıdır. Yavaş akıl hesap eder, hızlanan akıl tutulur - ve bu dünyada tutkusuz başarılmış tek bir büyük iş gösterilemez.
Meyve.
Sonra çiçek de yalanlanır. Meyve, çiçeğin yanlışlanmasıdır; taç yapraklar düşer, süs biter, iş başlar. Yalanlanan, yok olmamıştır. Çiçeğin doğrusu meyvedir - tomurcuğun doğrusunun çiçek olması gibi. Her hal bir öncekini çürütür ve hepsi birden tek bir hayatın organlarıdır; gerçek, bu hallerin hiçbiri değil, bütünüdür.
Meyve tatlanır, çünkü yenilmek ister. Öz, olgunlaşınca kendini ikram eder; olgunluğun ölçüsü budur - biriktirdiğini sunulabilir kılmak. Ham meyve kendini korur, olgun meyve kendini verir. İnsanda da öyle; ham akıl haklı çıkmak ister, olgun akıl işe yaramak.
Ölüm.
Meyve düşer. Çürür. Görünümsenmesi ihanet gibidir; bunca yol, bu son için midir? Aslen çürüme, teslim olmadır. Etli kısım toprağa dağılır, kabuk gider, çekirdek kalır - ölüm özü silmez, özü ambalajından kurtarır. Ölen, özün taşıyıcısıdır; öz, taşınandır ve taşınan araçla gömülmez.
En koyu çürümenin ortasında bile çürümeye katılmayan bir çekirdek vardır; kışın tam ortasında, kışa inanmayan bir yaz. Akıl için de geçerli; bir düşünce çürütüldüğünde ölen, düşüncenin eti ve kabuğudur. Çekirdeği, çürüten düşüncenin içinde yaşamaya devam eder - yenilgi, özün bir sonraki bedene binme biçimidir.
Yeniden doğum.
Çekirdek toprakta yeniden çatlar ve döngü kapanır. (Kapanır mı?) Dönen, aynı yere dönmez; bir üst kata döner. aufheben: hem kaldırmak, hem saklamak, hem yükseltmek - üçü birlikte. Özün kaybolmayışı budur; her hal kaldırılır, kaldırılırken saklanır, saklanırken yükseltilir.
Ve insan için sarmalın son basamağı, en başta bıraktığımız yerdir; çocukluk. İnsan ruhu da üç kez değişir der çekiçli olan - önce yük taşır, sonra hayır demeyi öğrenir, en sonunda çocuk olur. Çocuk olur; çünkü yalnız çocuk, oyuna sıfırdan başlayabilir. Yalnız çocuk, dünyaya sormaktan yorulmamıştır. Yalnız çocuk, kendi tekerleğini kendi döndürür. Yeniden doğuş ileriye gitmek değildir; başladığın yere ustalıkla dönmektir. Ebedi dönüş korkutucu bulunur - hep aynı hayat, sonsuz kez. Her bahar aynı ağaç çıkar topraktan ve hiçbir bahar aynı bahar değildir.
Öz kaybolmaz. Öz, hallerini eskitir.
Düşülmüş not: Tomurcuk, çiçek ve meyve zinciri Hegel’in; çekirdek Spinoza’nın; çekiçli olan ve çocuk Nietzsche’nin; kışın ortasındaki yaz Camus’nündür. Sarmalı bahçeden geçiren, kusuru üstlenir.
Yükleniyor…